Zor ama güzel günlerdi onlar.

Yayın Tarihi: 08/02/26 09:00
okuma süresi: 5 dak.

İngiltere’ye, 18 yaşıma basmama iki ay kala geldim. Ama o kısacık zaman dilimi içerisinde Kıbrıs’ta yaşamın çeşitli alanlarında birçok değeri tanıma, izleme şansını yakaladım. Bazıları ilerideki yaşamımda idollerim, rol modellerim oldu.

Yaşamımıza dokunan çınarlar art arda bizi terk edip gidiyorlar. Onların ebediyete göçüyle kültürümüz daha da fakirleşiyor.

Yaşamı en fazla şekillendiren on yıl olarak tanımlanan 60’lı yıllar, küçücük adamızın yaşadığı trajediler yüzünden biz farkında olmadan akıp gitti.

Çok kısıtlıydı yaşamımız o yıllarda. Ada halkı olmamıza rağmen denize hasret yıllar yaşadık. Lefke ile Lefkoşa arası seyahat etmek için kızgın güneşin altında barikatlarda çile çektik. Toplumlar arası çatışmalarda yakınlarımızı kaybettik.

O yıllar, özellikle ortaokul ve lise dönemini kapsayan 13 ile 18 yaşları arasındaki kısacık dönem, aşırı futbol sevgimin filizlendiği yıllardı. Fazlalıkla Lefkoşa’da çok heyecanlı futbol maçları izledim.

Geçtiğimiz hafta, o zamanların en ünlü futbolcularından olan Mağusa Türk Gücü futbolcusu Hüseyin Galliga’nın vefat haberiyle sarsıldık. Bundan birkaç yıl önce de başka bir efsane, Özer Komando’nun yaşama veda etmesi futbolseverlere büyük acı vermişti.

Yusuf Kaptan Sahası’nda Galliga’nın orta sahadan, arkası kaleye dönük vaziyette aldığı pası aniden dönüp doksandan gole çevirmesi hâlâ hafızamda. Sonradan onu, daha Kıbrıs’tayken tuttuğum İngiliz takımım Arsenal’in oyuncusu Malcolm McDonald’a benzetmiştim. Kalıp olarak, oyun stili olarak birbirlerine çok benziyorlardı bu iki futbolcu.

Lefkoşa takımı Küçük Kaymaklı’da oynadığı için Özer Komando’yu sık sık izleme şansımız vardı. Futbol, sinema ve hafta sonları sonradan Kuğulu Park diye bilinen Belediye Parkı ile Mücahitler Gazinosu, dar bir alana sıkıştırıldığımız Lefkoşa’daki tek eğlencelerimizdi. Ama illaki futbol.

Hafta sonunu iple çekerdik. Maçtan çok önce Yusuf Kaptan Sahası’nın karşısında, kışlık Taksim Sineması’nın yanındaki pavyona dolar, arkadaşlarımızla heyecanlı masa futbolu maçları oynardık. Ondan sonra Mehmet Ali’den aldığımız buz gibi güllü sulu muhallebilerimizi afiyetle mideye indirirdik. Futbol saati yaklaşınca heyecan doruğa varırdı. Taraftarların coşkulu tezahüratları arasında beton basamaklarda yerimizi alırdık.

Pazartesi günleri Bayraktar Ortaokulu’nda ve sonradan Lefkoşa Türk Lisesi’nde, hafta sonu izlediğimiz Kıbrıs Türk Ligi futbol maçları ateşli tartışmalarımızın konusuydu. Bir de radyoların başında Orhan Ayhan ve Halit Kıvanç’ın anlattığı Türkiye Ligi maçları.

Galliga, Özer Komando gibi daha oldukça çok yetenekli futbolcumuz vardı: Veli, Orhan, Erdoğan, Zihni, Tansu, Sevim, Şükrü, Derviş, Nejat, Erbay, Şevko, Türker, Eray… Hemen aklıma gelenler. Talihsiz futbolcular. Şanssızlıkları Pasifik Okyanusu’nun ücra bir adasında değil, Kıbrıs’ta doğmalarıydı. Yeteneklerine ulaşamadan yaşlandılar, kimisi ebediyete göçüp gitti. Aynı zamanlarda ama örneğin Avrupa’da doğsalardı, şöhrete ulaşmaları mutlak olan değerlerimizdi bu saydığım isimler.

Şimdiki vasat futbolculara bakıyor ve bahsettiğim mütevazı, alçak gönüllü bizim zamanımızın futbolcularını özlemle anıyorum. Onlar içimizden birileriydi. Aynı mahallelerde kalırdık onlarla. Çetinkaya’nın gol makinesi Orhan abi, örneğin kaldığımız eve duvar aşırı bir evde yaşardı.

Uzun yıllar Londra’da yaşayan Özer Komando ile evinde, on sene kadar önce bir söyleşi yapmıştım. O zamanın futbolundan özlemle bahsetmişti. Şimdilerde aynı nostaljik sohbetleri, Küçük Kaymaklı’nın süper futbolcusu Eray Salih abi ile büyük bir keyifle yapıyor ve futbolumuzun şimdiki hâline bakıp hüzünleniyoruz.

Hüseyin Galliga, Özer Komando ve yaşama veda etmiş olan tüm futbolcuların ruhu şad olsun.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ertanç HİDAYETTİN yazıları