BİRAZ AYDINLIK

Mert MAPOLAR, C.Ht.
mertmapolar@gmail.com
Mert MAPOLAR, C.Ht.

Afganistan'da Taliban dönemi ve dünyaya verdiği mesaj!

Yayın Tarihi: 27/08/21 07:00
okuma süresi: 11 dak.
A- A A+

Ülkemizde, bu küçük adada, hükûmet sorunları, pahalılık, işsizlik, pandemi ile gelişen sağlık sistemindeki yetersizlikler, eğitim sisteminin pandemi dönemine entegre edilememesi ile ilgili yaşanılan olumsuzluklar, partilerin seçim kazanma amaçları dışında ülkesel vizyon ve amaçlar ortaya koyamaması, ülkesel plansızlıklar, halkın umutlarının giderek yok olması, insanlarda olumsuz duygu ve düşüncelerin ciddi anlamda artmakta olduğu, bir KKTC'de yaşam sürerken...

Sorunların ardı arkası kesilmezken... Bu küçücük adada aynı sorunlar yaşanmaya devam ederken, ömürler tüketilirken, dünyada çok önemli ve ciddi gelişmeler yaşanmakta, yeni dünya tarihi yazılmaktadır...

Şimdi rotamızı biraz da KKTC'den dünyaya, Afganistan'a çevirelim ve "Taliban" radikal islam örgütüne biraz bakalım...

Afganistan'ın güneyinde bulunan Kandahar kentinde ilk kez 1994'te ortaya çıkan ve faaliyet gösteren silahlı örgüt Taliban, sünni İslamcı grup olarak Peştunlar'dan oluşuyor ve gruba üye olanlar kendilerini "Afganistan İslam Emirliği" olarak tanıtıyor...

Taliban, 1996 yılından 2001 yılına kadar Afganistan'ın yaklaşık dörtte üçlük kısmına hükmetmiş ve kendilerine göre yorumlamış oldukları şeriatı uygulamışlardır... İktidarda oldukları bu dönemde sadece dört ülke Taliban'ı tanıdı... Bu ülkeler; güney komşusu Pakistan, kuzey komşuları Türkmenistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmuştur. Diğer ülkeler ve Birleşmiş Milletler, Kuzey İttifakını muhatap olarak görmüşlerdir... Birleşmiş Milletler ve ABD bu dönemde çeşitli yaptırımlar da uygulamıştır...

Taliban, ABD liderliğindeki bir askerî koalisyon tarafından devrilmesinden yaklaşık 20 yıl sonra Afganistan'ın kontrolünü ele geçirerek tekrardan zafer ilan etti...

ABD birliklerinin geri çekilmesinden cesaret alarak, Kabil de dahil olmak üzere ülkedeki tüm önemli şehirlerin kontrolü şimdi Taliban'da...

Örgüt, bazı bölgeleri hükûmetten zorla geri almışken, bazı bölgelerde de, "Afgan Ulusal Ordusu", ateş açmadan geri çekilmiştir. 6 Ağustos'tan itibaren Taliban, taşra şehirlerini kontrol altına alarak, ülke genelinde daha hızlı bir ilerleme kaydetmiştir...

Temmuz ayı başlarından itibaren 400 civarında hükûmet bölgesi, resmen Taliban'ın eline geçti...

En son, başkentteki havaalanı ile birlikte, tüm büyük sınır geçişleri örgütün kontrolüne geçmesiyle birlikte gümrük vergileri de artık Taliban tarafından tahsil edilmeye başlanmıştır...

Peki bu örgüt, bu günlere nasıl geldi?

ABD birlikleri ve onların NATO bölgesel müttefikleri, Kasım 2001'de Taliban'ı iktidardan uzaklaştırmış ve ABD'deki 11 Eylül 2001 saldırılarıyla bağlantılı "Usame Bin Ladin" ve diğer El Kaide figürlerini, Taliban'ın barındırdığı iddia edilmişti...

Ancak, bölgedeki uluslararası varlığın devam etmesine, Afgan hükûmet güçleri için milyarlarca dolarlık destek ve eğitime rağmen Taliban, pes etmeyerek daha uzak bölgelerde kademeli olarak güç kazanmaya devam etmiştir...

Örgütün en büyük amacı, 2000'li yıllarda kaybetmiş oldukları gücü tekrardan kazanmak ve parlamentoyu kaldırarak şeriatı tekrardan geri getirmek...

Ve geçenlerde ABD ve NATO güçlerinin Afganistan'dan geri çekilip, Taliban'ın Kabil'i almasıyla birlikte zaferlerini de tüm dünyaya tekrardan resmen ilan etmiş oldular...

Peki örgütün başındaki, örgütün bu günlere gelmesini sağlayan iki kilit lider isim kimdir?

Taliban'ın bugünkü dini lideri, örgütün başındaki kişi "Mawlawi Hibatullah Akhundzada"dır. Grubun baş komutanı olarak siyasi, askeri ve dini işlerden sorumlu kişisidir... İkinci kilit isim; "Mullah Abdul Ghani Baradar"dır. Militan grubun ana siyasi lideri. Afganistan'da yirmi yıl sonra Taliban'ın iktidara geri dönüşünde etkili bir stratejist, askerî zaferin mimarı ve örgütün dört kurucusundan biridir...

"Mullah Abdul Ghani Baradar"ın hayat hikâyesini incelediğimizde karşımıza önemli bir detay ortaya çıkıyor ki bu da; bu kişinin, Taliban'ın 2001 yılında ABD tarafından devrildiğinde kendisinin, Savunma Bakan Yardımcısı olduğu, sürgün döneminde askerlik yeteneklerinin yanında önemli siyasi yeteneklere de sahip olmasının, dikkat çekici olduğudur... Raporlara göre Obama döneminde, yetenekleri endişe verici bulunduğundan CIA tarafından da izlemeye alınmıştı ve 2010 yılının şubat ayında, Pakistan'ın "Karaçi" şehrinde ABD-Pakistan ortak operasyonunda yakalanarak, hapse atılmıştı... Her ne olduysa 2018 yılında Trump döneminde ABD, Pakistan'dan bu kişiyi serbest bırakmaları istendi... Daha sonrasında "Mullah Abdul Ghani Baradar" Katar'da Afgan hükûmetiyle ABD arasında yürütülen müzakerelerde başkanlık yapmıştır... 2020 yılının şubat ayında Taliban lideri ile ABD, çekilmeyi içeren "Doha" anlaşmasını imzalayarak, Trump yönetimi anlaşmayı dünyaya, Afganistan'da barış için çok önemli bir adım olarak göstermişti... Fakat bu noktada ABD önemli stratejik bir hata yapmış, Taliban'ın müzakere sürecini zaman kazanmaya yönelik kullandığı sonradan anlaşılmış ve gelinen noktada Afgan hükûmeti ile Taliban arasındaki görüşmelerde ileriye yönelik hiçbir ilerleme sağlanamamıştır... ABD, ilk kez Trump yönetimi döneminden itibaren Taliban konusunda başarısız bir süreç izlemiştir...

Bu süreç ile birlikte ortaya çıkan Taliban'ın uygulamaları ve Afganistan'da yaşananlar, tüm dünyanın odak noktasında olmaya devam etmiştir... 20 yıl önce Taliban yönetiminin dayattığı ve uygulamaya koyduğu katı İslam hukuku altındaki yaşamın nasıl bir şey olduğunu herkes biliyor... Öncelleri yumuşak görüntülerin ardından örgüt, Kabil'i ele geçirmesi ile birlikte çok katı kurallarla kendini göstermeye başlanmıştır... Hanefi mezhebi ön plana getirilerek, anayasal sistem olarak "şeriat" yürürlüğe girmiş... Bunun denetimini ve kontrolünü yaptırmak için özel bir bakanlık kurulmuştur. Kadınların tamamen soyutlanmış, çalışmaları yasaklanmış, kız çocuklarının eğitim alması ve okula gitmesi tamamen ortadan kaldırılmıştır... Erkeklere sakal ve takke mecburiyeti, kadınlara da peçe zorunluluğu getirilmiştir... Yüzü çok az dahi görünen kadınların tümü kırbaçlanmıştır... Sakalını kesen erkeklere altı aydan başlamak üzere hapis cezaları uygulanmıştır... Müzik, fotoğraf dahil her çeşit görüntü yayını yasaklanmış, Afganistan Televizyon'una yasak getirilerek durdurulmuştur... Erkekler yaşadıkları evlerine en yakın camilerde beş vakit namaz kılmaya mecbur hale getirilmiştir... Şeriatın denetiminden ve kontrolünden sorumlu olan bakanlık görevlileri, camilerde yoklama başlatmıştır. Mazeret göstermeden camiye gelmeyenlere yönelik çok ağır yaptırım kararları alınmıştır... Namazdaki sureleri bilmeyenlere ağır kırbaç uygulanmıştır... Tüm okullar, medreseye dönüştürülerek, görseller ders kitaplarından tamamen kaldırılmıştır. Medreselerde üçüncü sınıfla birlikte öğrencilerin tümüne üç metre olarak sarık sarma mecburiyeti uygulanmaya başlanmıştır... Bulunan tüm bilgisayarlar televizyon olarak kabul edilmiş ve parçalanmıştır... "İslam devletine" karşı olanlar hain ilan edilerek, bunların tümü ve farklı gruplara mensup mücahit kişilerin hepsi, idam edilmiştir... Pek çok insanın eli farklı sebeplerle kesilmiş. El kesmeler, idamlar çoğunlukla cuma namazından sonra, halka izleterek gerçekleşmiştir... Şehrin merkezinde, kesilen eller sergilenerek, resmî dairelerde "Peştu" dili resmi dil olarak kullanılması zorunlu hale getirilmiştir... Toplu taşımayı gerçekleştiren araçlardaki aynaların tümü, kadınlara bakılabileceği nedeniyle, tamamen ortadan kaldırılmıştır...

Ve daha burada sayamayacağım kadar fazla ve insanlık dışı Taliban uygulaması, insanlık dramının en utanç verici yüzünü ortaya koyuyor...  İnsanların ülkeyi terk etmek için ölümü göze alarak neler yaşandığına tüm dünya, televizyondaki görüntülerle şahit olmuştur... Afkanistan'dan kaçışlar en kötü şartlarda artarak devam ediyor... Herkes ülkeyi terk etmek istiyor... Kaçışlar sırasında felaketler, darplar yaşanıyor... Taliban, kaçışları engellemek için insanlık dışı uygulamalara yöneliyor... Anlayacağınız Afganistan'da insanlık dramı inanılmaz derecede her geçen gün daha fazla kötüye gidiyor...

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre 2021'de Afganistan'dan 400 bin kişi ülkeden kaçmıştır... Dünya genelinde 2,6 milyon Afgan mülteci yaşamakta ve bunlardan 1,4 milyonu şu an Pakistan'da yaşamlarını sürdürmektedir...

Bu aşamadan sonra gelinen noktada ortaya çıkabilecek en büyük tehlike; Taliban ile ortaya çıkan "zafer", dünyadaki farklı İslam ülkelerinde radikal hareketleri güçlendirme olasılığının olmasıdır! Taliban zaferi radikal dini hareketlerin güçlenmesine etki yaratabilir! İslam ülkelerinde ideolojik sonuçlar yaratabilir! Bölgede yeni bir dini radikalleşme dalgası ortaya çıkarabilir! Radikal dini hareketler açısından yeni bir motivasyon kaynağı olabilir!

Afganistan'dan dünyaya yayılanlar içindeki radikal unsurların, yerel unsurlarla birleşmesi dünyada çok daha ciddi riskler yaratabilir!

Aynen, küçük bir kıvılcımın, büyük bir ateşe dönüşebilmesi gibi...

Afganistan'da Taliban dönemi ve dünyaya verdiği mesaj ortadadır, bunun çok iyi okunması ve analiz edilmesi gerekmektedir...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.