Diploma konusunda çifte standart var mı?
Deyim yerindeyse “ortalık toz duman” kimin ne yaptığı, ne söylediği belli değil.
Çok samimi söylüyorum, çok ama çok üzgünüm.
Bu ülkenin, siyasetin, kurumların, bu derece “ayağa düşmesi” beni rahatsız ediyor.
Hukuk, yargı neden vardır, elbette yasa dışılıkları ortaya çıkarmak, gerekeni yapmak ve yasalara göre belirlenmiş cezaları uygulamak.
Ancak herkes kendini yargı yerine koyup, ceza kesiyor.
Bir de çok bağıran, durmadan hakaret eden, küfürler yağdıran, sanki daha haklı görünüyor.
Maalesef böyle bir alışkanlık gelişti ve bu gittikçe bir kültür haline geliyor.
Saygı yok, dilin kemiği yok, bağırmalar, hakaretler, dinleme, yok, üzgünüm maalesef tablo bu.
Sahte diploma konusu, evet, en başta ülke siyasetini derinden etkilemeye devam edecek bir mesele.
Benim karşı olduğum, olayların magazin tadında, her önüne gelenin bir şeyler söylediği, konunun kişiselleştirilip, kişisel hakaret noktalarına getirilmesi.
Olay büyük, hem de çok büyük, zaten ilk günden bunu vurguluyoruz.
Şimdi sadece birkaç isim üstünden gündemde.
Oysa olay ilk patladığı zaman, 600 sahte diplomanın verildiği ve bunun bizzat Serdal Gündüz’ün ifadesine yansıdığı bildirilmişti.
Pek, nerede bu 600 diploma ve bu diplomaları alanlar?
Ne Emrah Yeşilırmak, ne Fatma Ünal, ne de Ziya Öztürkler veya bir başka isim, hiç önemli değil, hukuk, etik, vicdan, en önemli değer yargılarıdır.
Şu aşamada, kimseye suçlu veya haklı diyemeyiz.
Etik ve vicdanen evet, suç vardır ve görüyorum ki bunun cezası da her gün, katmerlenerek ödeniyor.
Ancak hukuki süreç devam etmektedir.
Çok hassas bir konu, kelimeleri seçerek kullanmaya çalışıyorum.
Çünkü öyle bir ortam yaratıldı ki, yazılacak bir cümle, bir kelime, illaki bir yerlere, bir şeylere yönlendirilebiliyor, çekilebiliyor.
Fakat kendi doğrularım ve değer yargılarımla, kişisel, ailesel, her tarafıyla düşünüp, bu sınırlarla bir görüş üretmeye çalışıyorum.
Suçu olanın, cezası da olacaktır, ama bu kin, bu nefret, bu hakaretler, anlamakta zorlanıyorum, empati yapıyorum, bunun adı, ne siyaset, ne de başka bir şey.
Siyasi bir konu, tabi ki siyasi bir malzeme, siyaset çerçevesinde her türlü girişim yapılacak, yapılmalı, ama yazının başından bu yana altını çizdiğim, kişiselleştirilen, konunun özünden kopartılarak, hakarete ve nefrete dönüştürülmesini anlamıyorum.
Bir kez daha söylemeliyim, sahte diploma olayı, sadece birkaç isim üstünden, siyasi magazin malzemesi yapılmamalı.
600 belki daha fazla diploma olduğu konuşulurken, bunlar arasından siyasi tercihe göre seçmeler olduğu iddia ediliyor.
Buna da sonuna kadar karşıyım.
UBP Milletvekili Hasan Küçük’le yaptığımız TV programında, şunları söylemişti;
“YÖDAK ve KHK’ya gidildiğinde iptal edilen diplomaların somut örnekleri bulunuyor. Aynı durumda olan kişilere, çifte standart uygulanıyor. Bazı diplomalar geçersiz sayılmadı, bazılarında ise polis soruşturması gerekçesiyle süreç uzatıldı.
Çifte standardın soruşturulması için savcıyı göreve çağırıyorum. Savcılığın bu dosyaları incelemesi için illa bizim mi şikâyetçi olmamız gerekiyor?
Geçersiz kılınan bir diplomayla hâlâ siyasi pozisyonlara da başvurulabiliyor.”
Kimse için suçlu veya suçsuz demedim, küçük düşürücü, kişisel haklara saldırı, hakaret etmedim, nefret söylemi kullanmadım, kullanmam da.
Suç varsa, ceza da vardır ve çeşitlidir, hukuken, vicdanen, o da kişiyi bağlar.
Ama her şey, herkes için eşit ve adil olmalı.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.