İnançsızlık amaçsızlık getiriyor

Yayın Tarihi: 09/02/26 07:00
okuma süresi: 4 dak.

 

Modern insan, tarihte belki de hiç olmadığı kadar fazla seçeneğe sahip. Teknoloji, hız ve sınırsız erişim imkânı, hayatı görünürde genişletiyor. Fakat bu genişleme, paradoksal biçimde iç dünyada bir daralmaya eşlik ediyor. Günümüz insanının en belirgin krizlerinden biri, yön duygusunu kaybetmesi. İnanç zayıfladıkça, yalnızca metafizik bir dayanak değil; aynı zamanda yaşamı anlamlandıran amaç duygusu da aşınıyor.

Burada inanç, dar anlamda yalnızca belirli bir dinî bağlılık değildir. İnanç, insanın kendisini aşan bir anlam ufkuna yönelmesidir. Kendisinden daha büyük bir şeye ait olma hissi, bireyin hayatına süreklilik ve derinlik kazandırır. Bu ufuk kaybolduğunda, hayat anlık hazların ve kısa vadeli hedeflerin toplamına indirgenir. Kariyer, tüketim ve görünür başarı, varoluşun merkezine yerleşir; fakat bunlar insanın anlam arayışını doyurmaya yetmez.

Amaçsızlık, çoğu zaman dışarıdan fark edilmez. İnsan çalışır, üretir, sosyal hayatını sürdürür. Ancak bütün bu faaliyetlerin arkasında sessiz bir boşluk büyür. Çünkü amaç, yalnızca yapılacak işler listesi değildir; insanın neden yaşadığını kendine açıklayabilmesidir. İnançsızlık bu soruya verilen cevabı zayıflatır. Hayat, yönü olan bir yolculuktan çok, rastgele ilerleyen bir hareket hâline gelir.

Günümüz kültürü bu boşluğu çoğu zaman daha fazla uyarıcıyla doldurmaya çalışır. Sürekli eğlence, kesintisiz bilgi akışı ve dijital meşguliyet, insanı kendi iç sorularından uzak tutar. Fakat bu kaçış sürdürülebilir değildir. İçsel bir dayanak olmadan, başarı bile geçici bir tatmin üretir. İnsan, elde ettiklerinin ortasında bile neden tatminsiz olduğunu anlamakta zorlanır.

İnanç, insanı sınırlarının farkına vardırırken aynı zamanda ona yön verir. Bir amaca bağlanan hayat, acıyı ve zorluğu bile anlamlı bir çerçeveye yerleştirebilir. Oysa amaçsızlık, en küçük engeli bile büyütür. Çünkü çekilen zahmetin nereye bağlandığı belirsizdir. Bu belirsizlik, çağımızda yaygın olan tükenmişlik ve anlamsızlık hissinin temel kaynaklarından biridir.

Günümüz insanını eleştirirken asıl mesele, teknolojiyi ya da ilerlemeyi reddetmek değildir. Sorun, araçların amaçların yerini almasıdır. İnanç zayıfladığında, insan araçları çoğaltır ama yönünü kaybeder. Oysa anlamlı bir hayat, dış imkânların bolluğundan çok, iç pusulanın sağlamlığına bağlıdır.

Amaç duygusunu yeniden kurmak, insanın kendisiyle ve varoluşuyla daha derin bir ilişki kurmasını gerektirir. İnanç bu ilişkinin temel taşlarından biridir. Çünkü insan, yalnızca yaşayan bir varlık değil; anlam arayan bir varlıktır. Bu arayış ihmal edildiğinde, modern dünyanın bütün parlaklığına rağmen, içsel bir karanlık büyür. Ve o karanlıkta en çok kaybolan şey, insanın nereye gittiğini bilme hissidir.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Ferhat ATİK yazıları