MANİPÜLASYON GÜNLÜĞÜ

Doç. Dr. Bilge AZGIN
bilge.azgin@kibrispostasi.com
Doç. Dr. Bilge AZGIN

Melankolikler ile sopacılar: Kuzey Kıbrıs’ta spor ambargosu ve siyasi gerçeklik üzerine

Yayın Tarihi: 28/08/26 07:30
okuma süresi: 9 dak.

Geçen gün Rum siyasi elitlerince şiddet yoluyla ele geçirilen 1960 Cumhuriyeti’nin Kıbrıslı Türklere uyguladığı ekonomik ablukanın 1964 yılından beri devam ettiğini yazmıştım.

Yorumculardan bazıları haklı olarak “Peki biz 62 senedir ne yapıyoruz?” yorumlarında bulundular. “Bırak dış dünyayı, biz Türkiye ile de maç yapamıyoruz” dediler. Bu da doğru!

Peki durum neden böyle? En azından Barcelona altyapısının burada kamp dahi yapması (maç oynamadan) nasıl engellenebiliyor? Bunun hukuki altyapısı nedir? Bu organizasyonu nasıl iptal ettirebiliyorlar?

Başbakan Ünal Üstel, “Barcelona’nın KKTC’den çekilmesini ‘başarı’ diye kutlamak, Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonun itirafıdır” diye bir açıklama yapmış.

Ünal Bey, Rum tarafındaki Futbol Federasyonu Başkanı Barcelona’ya mektup yazdı zaten iptal edilsin diye, bilmem haberiniz var mı?! Şifreli bir şey mi çözdünüz, neyin itirafından bahsediyorsunuz anlamadım.

Bizim taraftan Barcelona’ya mektup yazan oldu mu? Bizim omurgalı bir dışişleri bakanımız var. Onlarca devlet dairemiz ve binlerce memurumuz var.

Türk Hava Yolları Barcelona’nın sponsorluğunu yapmadı mı yıllarca? Arda Turan Barcelona’da top oynamadı mı?

Kıbrıs Sorunu’na seçimden seçime "İki devletli mi olsun, federasyon mu olsun?" üzerinden mi çaba harcayacağız bir tek?

Diplomatik çaba ve anlatım kısmını geçip esas soruya gelelim:

Rum tarafının Hukuk Hamlesi ve Barselona İptali

1983 yılına kadar (1974-1983 arası) “işgal altındaki topraklar” statüsünde olsak da futbol takımlarımız Türkiye, Libya, Suudi Arabistan ve Malezya ile resmi olmasa da dostluk maçları yapabiliyorlardı. Örneğin 1980 yılında, 1. İslam Ülkeleri Spor Oyunları adı altında, o dönem henüz KKTC kurulmadığı için takım, Kıbrıs Türk Federe Devleti (KTFD) A Millî Futbol Takımı adıyla turnuvada mücadele etti.

Ancak 1983 yılında KKTC’nin ilanı ile işler değişti. “Ayrılıkçı bir entite” olarak uluslararası hukuk tarafından kınanarak daha da ağır bir tecride sokulacağı biline biline ilan edilen KKTC’ye FIFA tümden yasak getirdi.

Örneğin, bizim en son Türkiye ile yaptığımız dostluk maçı 1988 yılında Ankara Gençlerbirliği - Türk Ocağı Limasol maçı oldu. İlhan Cavcav, FIFA’dan gelen uyarıyı umursamayıp takımını maça çıkardı. Bunun sonucunda FIFA Gençlerbirliği takımına dört yıl Avrupa Kupalarına katılmama cezası verirken Türkiye Futbol Federasyonuna ihtar cezası verdi.

O gün bugündür Kıbrıslı Türkler Türkiye takımları ile dostluk maçı dahi yapamıyorlar.

Mağduriyet Siyaseti Yapan İki Kesim: Melankolikler ile Sopacılar

Şimdi bizim memlekette bu konuda ağlayıp sızlayan iki çeşit grup var!

Melankolikler

Birinci grup, Kıbrıslı Türklerin kendilerinin Türkiye’yi bile puntuna getirerek ilan ettikleri KKTC’den haberleri hiç yokmuş gibi “Türkiye bile bize ambargo uyguluyor” diyerek ağlıyor. Bu grup melankolik, nostaljik ve depresif bir grup. Sürekli kendilerine bakmadan bir tek Türkiye’yi suçlayarak ne kadar mağdur ve zavallı durumda olduklarına hem kendilerini hem de bizi inandırmaya çalışıyorlar. Bundan da gizli bir keyif alıp kimlik siyaseti yapıyorlar. “Türkiye bile bize ambargo uygular, nasıl bir Anavatan?” oyunu oynamaktan ve bunun da ötesinde herhangi bir analiz veya çözüm üretmemekten çok büyük bir haz alıyorlar.

Bu arkadaşlara "İstanbul’da düzenlenen Formula yarışında Talat kupayı verdi ve 'tarafsızlık ilkesini bozdu' diye Türkiye 5 milyon avro ceza yedi ve bu parayı da kendi cebinden ödedi" deseniz de konuyu algılamak istemeyecek; Türkiye’ye karşı duydukları ezilmişlik, öfke ve haset duygularına koşulsuz bir biçimde tutunmaya devam edeceklerdir. Türkiye tabii ki buradaki siyasete müdahale eder ancak hiçbir Türkiye yetkilisi bize bugüne kadar çıkıp da “Siz KKTC’yi ilan ettiniz, biz de sizi tanıtalım diye bir kupa verdirdik, 5 milyon avro çıktı cebimizden” demedi. O 5 milyon avro ile Kıbrıs’ta çok iyi 5 tane devlet ilkokulu açardık.

Sopacılar

İkinci grup ise Tahsin Abinin veya Ünal Üstel’in KKTC’ci ekolüdür. Bu arkadaşlar da durmadan ağlayıp sızlıyorlar. “Rum zihniyeti şöyle kötü, Rum zihniyeti böyle kötü” diye habire ağıt yakıyorlar. Üzerine bir de sinirlenip “Diplomaside güç lazım”, “Bize sopa lazım”, “Uluslararası ilişkilerde güç belirleyicidir” gibi uluslararası ilişkiler bölümü birinci sınıf öğrencisi seviyesinde laflar ediyorlar. Ancak çok büyük, doğru ve felsefi laflar ettiklerine kendi kendilerini son derece inandırmış durumdalar!

“Rum tarafı sizi hukuken tecrit ediyor KKTC üzerinden” diyoruz, bizim KKTC’ciler bozuk plak gibi cevaben “Sopa, tank ve Tomahawk” felsefesi yapıyor.

Buradan sesleniyorum: Eğer insan omurgasını oluşturan 33 omurdan 1 tanesi (yarım da olur) bile sizde varsa çıkın ve açık açık söyleyin: “Biz KKTC’yi kurduk, sonsuza kadar da yaşatacağız ve sonsuza kadar da gençlerimiz Barcelona ile altyapı kampı bile yapamayacak! Biz bunu en başından beri göze aldık, yeter ki KKTC adı ile yola devam edelim” deyin!

Vallahi eğer bunu derseniz en azından samimisiniz ve dürüstsünüz diye sizi ayakta alkışlayacağım!

Ama siz bu gençlere yalan söylüyorsunuz!

Atatürkçüsünüz, doğrudur; ancak Denktaş başta olmak üzere Atatürk’ün gerçekçiliğe dayalı son derece kıvrak zekasını alamadınız. Hadi Atatürk’ü geçtim, temas halinde olduğunuz Erdoğan’ın da benzer seviyedeki kıvrak zekasını alsaydınız o da olurdu.

Gençlere Borçlu Olduğunuz Dürüstlük

Bundan 5 yıl sonra Bayern Münih altyapısı Kuzey Kıbrıs’a gelmek isterse yine aynı problemi yaşayacağız. Ben bir hukukçu değilim ancak FIFA’nın kurallarının ne olduğunu okuduğumda KKTC’nin hiçbir zaman dostluk maçı veya herhangi bir kulüp ile herhangi bir etkinlik yapamayacağını biliyorum.

Peki bizim KKTC’ciler gençlerimizin bu şekilde hiçbir temas kurmadan yaşamalarını mı istiyorlar?

Evet, bunu istiyorlar; yeter ki KKTC yaşasın! Ancak oy kaybetmesinler veya kötü görünmesinler diye size bunu açıkça söyleyemiyorlar.

Ağlıyorlar, Rum zihniyetinden bahsediyorlar ve "Bize sopa lazım" diyorlar.

Ezberleri ve kapasiteleri bu kadar!

Biz KKTC’yi neden kurduk?

KKTC’yi kurmayı bize Türkiye mi söyledi? Hayır!

Merhum Turgut Özal, “KKTC’yi göreve geldiğimizde önümüzde hazır bulduk” diyerek hayıflanmıştı.

Kaçınılmaz Gerçek: Hukuk Oyunu Nasıl Bozulur

Peki Cumhurbaşkanımız Tufan Erhürman’ın federasyon politikası ve müzakere masası üzerinden görünür olma çabası bu işe çare olur mu?

Futbol, Barcelona veya spor altyapısı işinde olmaz! Sayın Erhürman bir sopacı değil, bir hukukçudur. Ben hukukçu değilim.

Ancak benim FIFA mevzuatını okuyarak anladığım şey; KKTC olduğu sürece ve Rum tarafı da Kıbrıslı Türklerle federasyon kurmayıp top çevirmeye devam edeceğine göre biz aynı koşullarda ve ambargolarla yaşamaya devam edeceğiz.

Biz istediğimiz kadar kendi aramızda tartışıp kavga edelim.

Gerçek şu:

FIFA mevzuatının yumuşaması için bizim 1983 öncesine dönmemiz gerekiyor.

KKTC isminden vazgeçmemiz gerekiyor.

Kimse bu gerçeklikten bahsetmiyor. Bahsetmiyor değil aslında, bahsetmek istemiyor!

Rumların bizimle oynadığı uluslararası hukuk oyununu kim bozacak?

“Bize sopa lazım” takımı boşuna uğraşmasın; sopa ile FIFA işleri olmuyor.

Kendimi bildim bileli bu topraklarda oynanan bu sıkıcı oyundan artık sıkılmadınız mı?

Ben Türk’üm. Kendimi öyle tanımlarım.

Bize “Deli Türk” diye hitap ettikleri doğrudur.

Ancak kendi ayağına kurşun sıkan Türklere “deli” demezler.

Başka bir şey derler!


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Alexy Flemming28/08/26 22:04
AİHM, 2024'teki kararında #KKTC'nin #HUKUKİ_STATÜSÜ'nün, #Transdinyester, #Abhazya gibi ülkelerden #FARKLI olduğunu belirtti. AİHM 2024'teki kararında KKTC'nin #TÜM_MEVZUATInın ve #TÜM_MAHKEMELERİNİN uluslararası hukukta #YASAL olmasının nedenlerini tek tek açıkladı: [[1) KKTC HUKUKU'NUN ve KKTC Mahkemelerinin ANGLO-SAKSON HUKUK GELENEĞİNE DAYANNMASI. 2) KKTC’nin SİVİL MAHKEMELERİ'nin, Kıbrıs'ta 1974 OLAYLARI ÖNCESİNDE FAALİYET GÖSTEREN MAHKEMELER İLE GÜNEY KIBRIS'TA HALİHAZIRDA VARLIĞINI SÜRDÜREN MAHKEMELERDEN ESASLI BİR FARKLILIK GÖSTERMEMESİ. 3) KKTC'nin, 1974 öncesinde, Kıbrıs'ın kuzeyinde geçerli olan ve ÖNCEDEN VAR OLAN KIBRIS HUKUKUNU DEVAM ETTİRMESİ.]] #KOSOVA, ZERRE KADAR TAVİZ VERMEDEN, TÜM DÜNYAYLA #TİCARET, #SPOR, #DOĞRUDAN_UÇUŞ yapıyor. #KOSOVA, ZERRE KADAR TAVİZ VERMEDEN, #FIFA, #UEFA #Uluslararası_Olimpiyat_Komitesi'ne TAM ÜYE OLDU! #KOSOVA, ZERRE KADAR TAVİZ VERMEDEN, TÜM DÜNYAYLA SPOR YAPIYOR! Kıbrıs Türk'ünün yüzü daima GELECEĞE DÖNÜK! Kıbrıs Türk'ünün 1983 öncesine dönmesi gerekmiyor! Kıbrıs Türk'ünün KKTC isminden vazgeçmesi gerekmiyor. KKTC, ZERRE KADAR TAVİZ VERMEDEN, #Avrupa #BİLARDO Federasyonu'na üye oldu. #Yunanistan, KKTC ile eşleşti ve TANIMADIĞI KKTC ile maç yapmak zorunda kaldı. KKTC'li #TEKVANDO'cular, KKTC'nin GTF'ye TAM üye olması sayesinde, ZERRE KADAR TAVİZ VERMEDEN, TÜM DÜNYAYLA tekvando yapıyor! KKTC'li #FUTBOL'cular, KKTC ZERRE KADAR TAVİZ VERMEDEN, 2026 CONIFA AVRUPA Şampiyonası'nda ŞAMPİYON oldu! Gün gelecek, KKTC, #Kosova, #Cebelitarık vb. gibi, ZERRE KADAR TAVİZ VERMEDEN #UEFA ve #FİFA'ya üye olacak. YETERKİ, KKTC, ULUSLARARASI #YARGI'DA YASALLIĞINI SONUNA KADAR KULLANSIN! Ki bu da zaten, KKTC'nin KENDİ ELİNDE olan bir şey.