KUTADGU BİLİG'DEN YAPAY ZEKÂ ÇAĞINA – I
Mutluluk Veren Bilgi: Bin Yıl Önce Sorulan Soru
Bir zamanlar insanlar bilgiye ulaşmak için yollara düşerdi.
Çölleri aşar, şehirler değiştirir, kütüphanelerin tozlu raflarında yıllar geçirirdi.
Bugün ise dünyanın bilgisi cebimizde taşıdığımız küçük ekranların içine sığmış durumda.
Bir düğmeye basıyoruz.
Saniyeler içinde milyonlarca bilgi önümüze geliyor.
Yapay zekâ bize makaleler yazıyor.
Sorularımıza cevap veriyor.
Resimler çiziyor.
Şarkılar besteliyor.
İnsanlık tarihinde bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu başka bir dönem yaşanmadı.
Ama tam da burada durup şu soruyu sormamız gerekiyor:
Eğer bu kadar bilgiye sahibizse neden bu kadar huzursuzuz?
Neden dünyanın dört bir yanında savaşlar sürüyor?
Neden insanlar birbirlerine karşı daha tahammülsüz hâle geliyor?
Neden gençler gelecek kaygısı taşıyor?
Neden yalnızlık çağımızın en büyük salgınlarından biri hâline geldi?
Belki de sorun bilgi eksikliği değildir.
Belki de sorun bilgeliğin eksikliğidir.
Yaklaşık bin yıl önce, Karahanlılar döneminde yaşayan bir Türk bilgini bu soruyu bizden çok önce sormuştu.
Adı Yusuf Has Hacib'di.
Yazdığı eserin adı ise Kutadgu Bilig.
Yani...
“Mutluluk Veren Bilgi.”
Bu isim bile başlı başına bir medeniyet manifestosudur.
Çünkü Yusuf Has Hacib bilgiyi yalnızca öğrenmek için değil, insanı olgunlaştırmak için gerekli görüyordu.
Ona göre bilgi;
adaleti güçlendirmeliydi.
İnsanı erdeme ulaştırmalıydı.
Topluma huzur getirmeliydi.
Mutluluğa giden yolu göstermeliydi.
Bugün ise bilgi çoğu zaman güç elde etmenin aracı olarak görülüyor.
Daha çok kazanmak için.
Daha çok tüketmek için.
Daha çok görünmek için.
Daha çok hükmetmek için.
Bilginin miktarı arttı.
Ama anlamı azaldı.
Kütüphaneler büyüdü.
Fakat hikmet küçüldü.
İletişim arttı.
Ama insanlar birbirini daha az anlamaya başladı.
Yapay zekâ gelişti.
Ama vicdan aynı hızla gelişmedi.
İşte Kutadgu Bilig’in bugün yeniden okunmasının nedeni budur.
Çünkü Yusuf Has Hacib’in asıl sorusu teknolojiyle ilgili değildir.
İnsanla ilgilidir.
Bilgiyle ilgili değildir.
Bilgiyi kullanan insanla ilgilidir.
Aslında bugün yapay zekâ çağında yeniden dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz.
Sorun bilgiye ulaşmak değildir.
Sorun, bilgiyle ne yapacağımızdır.
Çünkü bilgi;
adalet üretmezse baskıya dönüşebilir.
Akıl üretmezse manipülasyona dönüşebilir.
Vicdanla buluşmazsa tehlikeli bir güce dönüşebilir.
Belki de bu yüzden Dünya Ekonomik Forumu bugün analitik düşünmeyi, etik farkındalığı ve eleştirel düşünmeyi geleceğin en önemli yetkinlikleri arasında gösteriyor.
Çünkü insanlık yavaş yavaş şunu fark ediyor:
Bilgi tek başına yetmiyor.
Bilgeliğe ihtiyaç var.
Ve belki de yapay zekâ çağında önümüzde duran en büyük soru bin yıl önce sorulan aynı sorudur:
Bilgi insanı nereye götürür?
Yoksa asıl soru şu mudur?
İnsan, sahip olduğu bilgiyi hangi vicdanla kullanacaktır?
Yusuf Has Hacib’in bin yıl önce yaktığı ışık hâlâ sönmedi.
Belki de geleceği ararken gözümüzü yalnızca ileriye değil, biraz da geriye çevirmemiz gerekiyor.
Çünkü bazı kitaplar geçmişi anlatmaz.
Geleceği hatırlatır.
Yarın: Adalet, Akıl ve Vicdan — Yusuf Has Hacib Günümüz Liderlerine Ne Söylerdi?
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.