KAMUSAL AKADEMİ YAZILARI – I Kıbrıs'ta Kimlik Üzerine
KAMUSAL AKADEMİ YAZILARI – I
Kıbrıs'ta Kimlik Üzerine
Üç Paradigmadan Dördüncü Paradigmaya
Birinci Yazı
"Bir topluma verdiğimiz isim, çoğu zaman o toplum hakkında ne düşündüğümüzü de ele verir."
Kıbrıs'ta yıllardır süren siyasal tartışmaların en ilginç yönlerinden biri, belki de en temel sorunun yeterince konuşulmuyor olmasıdır.
Müzakereleri konuşuyoruz.
Federal çözümü konuşuyoruz.
İki devletli çözümü konuşuyoruz.
Egemen eşitliği konuşuyoruz.
Uluslararası hukuku konuşuyoruz.
Ancak bütün bu tartışmaların gerisinde sessizce varlığını sürdüren daha temel bir soru bulunmaktadır:
Kıbrıs'taki Türk toplumu kendisini nasıl tanımlamaktadır?
İlk bakışta bu soru gereksiz gibi görünebilir. Oysa sosyal bilimlerde kimlik, yalnızca bireylerin kendilerini nasıl gördükleriyle ilgili değildir; toplumların geçmişlerini nasıl okuduklarını, bugün kendilerini nasıl konumlandırdıklarını ve geleceklerini nasıl tasarladıklarını da belirleyen temel unsurlardan biridir.
Bu nedenle bu yazı dizisi, günlük siyasetin polemiklerinden biraz uzaklaşarak, Kıbrıs'taki kimlik tartışmalarını sosyal bilimlerin kavramsal araçlarıyla değerlendirmeyi amaçlayan bir kamusal akademi çalışmasıdır.
Bu yazıda "Kıbrıs Türkü", "Kıbrıslı Türk" ve "Kıbrıslıtürk" kavramlarından herhangi biri başlangıçta doğru ya da yanlış kabul edilmemektedir. Aksine, bu üç kavram, Kıbrıs'taki Türk toplumunun kimliğini tanımlamaya çalışan farklı paradigmalar olarak ele alınmaktadır. Amaç, bu paradigmaları karşılaştırmak; güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koymak ve buradan hareketle daha kapsayıcı bir kuramsal çerçeve önermektir.
Dolayısıyla bu yazı, herhangi bir kimlik anlayışını savunmayı ya da reddetmeyi hedeflememektedir. Çünkü bilimsel düşünce, cevaplarla değil, doğru sorularla başlar.
Burada cevap aradığımız soru şudur:
Kıbrıs Türkü, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslıtürk...
Acaba bunlar gerçekten birbirini dışlayan üç farklı kimlik midir?
Yoksa aynı tarihsel gerçekliğin farklı yönlerini açıklamaya çalışan üç ayrı paradigma mıdır?
Bu soruya cevap verebilmek için önce önemli bir ayrımı yapmak gerekir.
Kimlikler çoğu zaman tek katmanlı değildir.
Bir insan aynı anda etnik bir kimliğe, yerel bir aidiyete, tarihsel bir hafızaya, anayasal bir statüye ve siyasal bir vatandaşlığa sahip olabilir. Sosyal Kimlik Kuramı'nın öncülerinden Henri Tajfel'in ortaya koyduğu gibi, bireyler ve topluluklar tek bir kimlikle değil, farklı bağlamlarda öne çıkan çoklu aidiyetlerle kendilerini tanımlarlar (Tajfel, 1981). Benzer şekilde Benedict Anderson, ulusların yalnızca ortak soydan değil, ortak anlatılar ve ortak hafızalar etrafında şekillendiğini göstermiştir (Anderson, 1983).
Kıbrıs da tam olarak böyle bir coğrafyadır.
Burada kimlik, yalnızca etnik kökenle açıklanamaz.
Yalnızca vatandaşlıkla da açıklanamaz.
Yalnızca yaşanılan coğrafyayla da açıklanamaz.
Kıbrıs'taki Türk toplumunun kimliği; tarih, kültür, siyaset, anayasal statü ve ortak hafızanın iç içe geçtiği çok katmanlı bir yapıya sahiptir.
Belki de bugüne kadar yaşanan tartışmaların önemli bir kısmı, bu çok katmanlı yapıyı tek bir kavramla açıklamaya çalışmamızdan kaynaklanmaktadır.
İşte bu yazı dizisinin temel iddiası tam da burada başlamaktadır.
Belki de mesele, "Kıbrıs Türkü mü, Kıbrıslı Türk mü, Kıbrıslıtürk mü?" sorusu değildir.
Belki de asıl mesele, bu üç yaklaşımın aynı gerçeğin farklı boyutlarını açıklıyor olmasıdır.
Eğer öyleyse, bizi bekleyen görev bu üç paradigmayı yarıştırmak değil, önce anlamak; sonra da aralarındaki ilişkiyi ortaya koymaktır.
Çünkü ancak o zaman, Kıbrıs'taki Türk toplumunun kimliğini daha bütüncül biçimde açıklayabilecek yeni bir düşünsel çerçeve geliştirmek mümkün olacaktır.
Yararlanılan Kaynaklar
Anderson, B. (1983). Imagined Communities: Reflections on the Origin and Spread of Nationalism. Verso.
Brubaker, R. (2004). Ethnicity without Groups. Harvard University Press.
Smith, A. D. (1991). National Identity. Penguin.
Tajfel, H. (1981). Human Groups and Social Categories. Cambridge University Press.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.