Hüsnü Mahalli beni hayal kırıklığına uğrattı!

Yayın Tarihi: 26/11/20 07:00
okuma süresi: 3 dak.
A- A A+

“Birçok yazar ve tarihçiye göre, soykırım denilen yalan ya da abartı işte bu olaylardan sonra ortaya atılıyor. Almanya’da kalan Yahudilere baskı uygulama yetkisini bizzat Siyonistler, Nazilere vermiştir. Yahudiler savaş esnasında toplama kamplarına alınmış, çalıştırılmış hatta kötü muamele görmüştür. Ancak soykırım yalanının temelini oluşturan gaz odaları, bir çok araştırmacıya göre var olmamış, gaz odası olarak bilinen yerlerin, tifüs hastalığına yakalanan Yahudilerin iyileştirilmesi için kurulan revirler olduğu sonradan ortaya çıkmıştır. Zira o sıralar kamplarda dehşetli bir şekilde tifüs salgını olmuş ve bu salgın sonucu Nazi SS subayları verdikleri emirle Ziklon-B gazları getirtmişlerdir. Ziklon-B gazı hidrosiyenik bir gaz olup tifüs hastalığı için kullanılır. Hatta o yıllar için toplama kamplarına Naziler tarafından asılmış bir afişte aynen şöyle yazıyordu: Tek bir bit sizi öldürür. Peki, ölen Yahudiler kimlerdi? Yine bazı Yahudi tarihçi ve yazarlara göre ölenlerin büyük bölümü alınan tüm önlemlere rağmen tifüsten dolayı hayatını kaybeden Yahudilerdi.”

*

Tüm tarihi inkar eden, nedenini anlamadığım bir mantık dışılık dolu yukarıdaki bu paragraf, Hüsnü Mahalli’nin kitabından alıntıdır. Oysa Mahalli, aklı başında, Ortadoğu değerlendirmeleri ile tanıdığımız, değerli bir gazetecidir. Ortadoğu konusunda bir kompetandır. 

Beşar Esad, kendi halkının katili bir faşist diktatöre dönüşmeden önce, Mahmud Ahmedinejad yüz bini aşkın demokrasi savunucusunu işkenceden geçirmeden önce, onların en yakınına kadar gidebilen yegane gazetecidir.

*

Kitabında, nasıl ve ne sebeple böyle bir kanaat aktardığını kendisine bir köşe yazısı marifeti ile sormak istedim. Buraya bir not düşmek için. Holokost’u romanında yazmak için 3 yıl çalışan  bir yazar olarak, Holokost’tan kurtulan insanların gözlerine bakarak hikayelerini dinleyen bir insan olarak sormak istedim. 

Yaşayanın ne yaşadığı gözlerinden dahi anlaşılırken, nasıl olur da, Ortadoğu’nun durulmaz sularında insan değerini daha iyi anlamak varken, bu derece gerçek dışı bir yalanlamaya alet olunur? Sorum bu. Sorun da bu!

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ferhat ATİK yazıları