Kumanda bizde, seçim kimde?

Yayın Tarihi: 14/10/26 11:16
okuma süresi: 5 dak.

Akşam ekranı açıyor, önümüze dizilen yapımlar arasından birini seçiyoruz. İstemediğimiz filmi kapatabiliyor, başka bir diziye geçebiliyoruz. Bu rahatlık, izleme özgürlüğünün tamamlandığı duygusunu veriyor. Oysa kararımızdan önce verilmiş başka kararlar var. Bazı hikayeler ilk sıraya yerleştirilmiş, bazıları geride bırakılmış. Kumanda elimizde; fakat karşılaşacağımız seçeneklerin düzenini biz belirlemiyoruz. Seçmek ile seçenekleri belirlemek arasındaki fark, dijital kültürün en önemli meselelerinden biri.

Assyari Abdullah ve çalışma arkadaşlarının 2026 yılında Uluslararası İletişim, Dijital Ekosistem ve Toplum Konferansı’nın bildiri kitabında yayımlanan “Veriye dayalı eğlence: Algoritmalar Netflix Endonezya’da izleme tercihlerini nasıl şekillendiriyor?” başlıklı makalesi, bu meseleyi tartışıyor. Araştırmacılar, içerik verilerini inceleyerek dram, romantik anlatılar ve tekrarlanan duygusal temaların örneklemdeki ağırlığına dikkat çekiyor. Onlara göre platformlar, hikayelerin dolaşımını düzenleyen kültürel aktörler olarak da ele alınmalı. Elbette katalog verileri, algoritmaların kişisel zevkleri ne ölçüde değiştirdiğini tek başına kanıtlamıyor. Ancak çalışmanın düşündürdüğü soru yerinde: Binlerce yapımın bulunması, binlerce farklı dünyayla karşılaşabildiğimiz anlamına geliyor mu?

Bir kütüphanenin giriş masasına konulan kitaplar daha kolay fark edilir. Dijital platformlarda da benzer bir görünürlük düzeni vardır; üstelik bu düzen kişiye göre değişebilir. “Sizin için” denildiğinde, önerinin hangi ölçütlerle hazırlandığını çoğu zaman sormayız. Hoşumuza giden bir yapımın ardından benzerini izlemek rahatlatıcıdır. Fakat beğenimiz sürekli kendi geçmişiyle beslenirse, henüz tanımadığımız anlatılara açılan alan daralabilir. Sanatla karşılaşmanın değeri, bazen tam da alışkanlığımızın kesintiye uğramasındadır. Bizi hemen memnun etmeyen bir film, uzun süre zihnimizde kalabilir.

Kıbrıs açısından bu tartışma, kendi hikayelerimizin görünürlüğüne ilişkin bir soruya dönüşüyor. Endonezya’daki bulguları doğrudan adamıza taşıyamayız; fakat aynı meseleyi buradan düşünmek mümkün. Lefkoşa’daki bir sokağın hafızası, Mesarya’da hayatın ritmi, göç etmiş bir ailenin evle kurduğu ilişki, bir Kıbrıslının konuşurken kullandığı mizah nasıl anlatılacak? Bu deneyimler, kolay tanınan küresel kalıplara sığmadığında değerlerinden mi kaybedecek? Yoksa onları anlatmaya değer kılan, tam da başka yerde aynı biçimde yaşanmamış olmaları mı?

Abdullah ve arkadaşları, makalelerinde yerel anlatıların uluslararası dolaşıma girerken platformların beklentilerine uygun biçimde paketlenebileceğini tartışıyor. Kıbrıs’taki yazar ve yönetmen için bunun karşılığı somuttur. Hikayeyi daha geniş bir izleyiciye ulaştırmak isterken hangi ayrıntılardan vazgeçiyoruz? Bir karakterin ağzından çıkan yerel sözü anlaşılır kılmak başka, o karakterin dünyayı kavrayışını silmek başkadır. Kıbrıs’ta geçen bir yapımın Kıbrıs’a ait olması, görüntüye deniz ve taş ev koymakla tamamlanmaz. Yerellik, kimin neyi hatırladığında, neye güldüğünde, hangi sözü söylemekten kaçındığında da yaşar.

Burada bize düşen, dünyaya açılmaktan korkmak değil, anlatımızın hangi koşullarda dolaşıma girdiğini düşünmektir. Kendi filmlerimizi, belgesellerimizi, romanlarımızı üretmek kadar onların izleyiciyle buluşabileceği alanları geliştirmek de önemlidir. İzleyici olarak da önümüze gelmeyeni aramayı öğrenebiliriz. Bir yerel yönetmenin filmini bulmak, bir Kıbrıslı yazarın kitabına zaman ayırmak, alışık olmadığımız bir anlatıyı hemen terk etmemek, kültürel hayatımıza doğrudan katılmaktır.Dünyanın hikayelerini izlerken kendi hikayelerimizi anlatma cesaretini kaybetmemeliyiz. Çünkü bir adanın kültürü, başkalarının ekranında ne kadar göründüğüyle ölçülemez. Kendi sesini ne kadar koruyabildiği ve o sesle ne söyleyebildiği de önemlidir. Kumanda elimizde olabilir; hangi hikayeyi arayacağımızı da kendimiz belirlemeliyiz.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Dr. Ferhat ATİK yazıları