Bir sınav neyi ölçer ya da neyi ölçmez
Başta öğrencinin, daha sonra da ailenin en çok merak ettiği konu. Ebeveynler için çocuklarının girdiği sınavların ne kadar doğru hazırlandığı, yani geçerliği ve güvenirliği her zaman merak konusu olmuştur. Oysa geçmiş yıllarda sınav soruları henüz sorgulanmazken, ebeveynler ve çevreleri bu konuları konuşmaya başlamamışken, tüm yük sınava giren çocuğun omuzlarına bindirilirdi. Öğrenci ya başarılıdır ya da başarısız… Bu konuya en güzel örnek, sanırım geçen yıl kolej sınavı sorularında yer alan pedagojik açıdan uygunsuz görseldir. Bu tartışmanın öğrenci başarısını ve kaygısını nasıl etkilediğini başka bir yazıda ele alacağım. Ama hepsinden önce gelin, bir sınavın en doğru nasıl hazırlanması gerektiğine bakalım.
SINAV HAZIRLAMAK
Sınav hazırlamak alandaki yeni gelişmelerle her gecen yıl kendini yenilemektedir. Geçmişte yapılan sınav hazırlama tekniklerine baktığımızda bunların genellikle test ve klasik sınav tipiden yapıldığını biliyoruz. Öğrencinin gelişim alanları incelediğinde test ve klasik tipinin sadece bilişsel alanı yani bilgi düzeyini ölçtüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. Burada bilginin ölçülmesi eleştirel bir dille kullanılmamıştır, elbette ona da ihtiyacım vardır. Peki diğer alanlar ne olacak? Bundan önce sınav hazırlamanın temellerine kısaca bir değinelim.
Bana göre sınav hazırlamaya başladığımızda sormamız gereken tek bir soru vardır; Ben burada tam olarak neyi ölçmek istiyorum? Ölçme ve değerlendirme alanının önemli ismi Bloom, öğrenmenin basamakları olduğunu söyler. Bir bilgiyi hatırlamak en alt basamaktır, onun üzerine anlamak, uygulamak, analiz etmek, değerlendirmek ve yeni bir şey üretmek gelir. Hangisi daha önemli? Bir durup düşünelim. Elbette cevap öğrencinin bulunduğu kademe yaş ve konulara göre değişim gösterecektir. Mesela ilköğretim birinci sınıfa başlayan bir öğrencinin analiz basamağına çıkmasını bekleyemeyiz. Ama bugün özellikle yükseköğrenimdeki öğrencilerin bilgiden yeni bir şey üretme basamağında olmasını beklememiz gerekmektedir. Şimdi soruya geri dönecek olursak, ölçmek istediğim beceriyi hangi basamakta ölçeceğime karar vermeliyim.
Bir sınav yalnızca ilk basamağı ölçüyorsa, o sınav öğrencinin ne öğrendiğini değil, ne ezberlediğini gösterir. Somut bir örnek verelim: "Empresyonizmin tanımını yazınız" diye soran bir soru ile "Monet'nin bir tablosunda ışığın kullanımını, dönemin resim anlayışıyla ilişkilendirerek açıklayınız" diye soran bir soru aynı konuyu ölçer ama aynı şeyi ölçmez. İlki hafızayı yani bilgi basamağını, ikincisi anlamayı yani bildiğini açıklayabilmeyi ölçer. İşte bu yüzden sınav hazırlamanın ilk adımı soru yazmak değildir; hangi kazanımın hangi düzeyde ölçüleceğine karar vermektir. Soruların öğrencinin yalnızca bir yönünü görüntüleyen dar bir pencereye dönüşmeden önce soruları zenginleştirmek ve her alana doğru hazırlamak doğru olacaktır. Peki bütün bu inceliklerin gözetilip gözetilmediğini kim görecek? Bunu ebeveynlerin kontrol etmesi veya anlaması imkansız demeye yakındır. Peki bunu kim kontrol edecek veya kim denetleyecek. Esas soru sınav setlerinin uygulamaya konulmadan uzman kişiler tarafından kontrol edilmesidir. Diyelim ve yine sorunun temelini bakalım. Sorunun temeli denetlenme veya kontrol edilmek. Bunu eğitim sistemin ne kadar yapıyoruz orası çok bilinmeyenli bir denklem. Bir konu kontrol edilmiyor veya uzman kişiler tarafından kontrolü sağlanmıyorsa mutlak hata yapma olasılığı yüksektir.
HER ÇOCUK BİRİCİKTİR
Her bireyin kişilik ve fiziki özellikleri ayrı ve benzersiz olduğu gibi her çocuğun öğrenme biçimi de farklıdır. Çocuğun neye ilgi duyduğu, hangi alanı daha iyi ve hızlı kavradığı, hangi kişilik özelliğinin öğrenme ile desteklendiği ve daha birçok özelliğin bir araya gelmesi ile tanımlayabiliriz. Peki bütün bu farklılıkları olduğunu söylediğimiz çocukları aynı tip soruyla, aynı sürede, aynı şekilde ölçmek ne kadar doğru? Bir öğrenci bildiğini yazarak iyi anlatır, bir diğeri konuşarak, bir başkası çizerek ifade edebilir. Sınav yalnızca tek bir yöntemi tanıyorsa, aslında öğrencinin bilgisini değil, o yöntemi ne kadar iyi kullandığını ölçmüş olur. Sanat tarihi terimlerini ezberleyip sınav kağıdına eksiksiz yazan bir öğrencinin başarılı görünmesi, buna karşılık bir eserin önünde durup onu gerçekten analiz edebilen ama bildiğini yazmakta zorlanan bir öğrencinin başarısız sayılması gibi. Bu nedenle ölçme araçlarını çeşitlendirmek artık bir tercih değil, bir gerekliliktir. Yani kısacası tek tip hazırlanan bir sınavın, öğrencinin başarılı mı yoksa zeki mi olduğunu gösterdiğini söylemek pek doğru değildir.
PEKİ NASIL ÖLÇMELİYİZ?
Çağdaş ölçme ve değerlendirme yaklaşımları, tek bir araca dayalı ölçmenin öğrenciyi bütünüyle tanımlayamayacağını ortaya koymaktadır. Bu nedenle alan yazında süreç odaklı, çok araçlı ve kanıta dayalı bir değerlendirme anlayışı öne çıkmaktadır. Bunun en bilinen uygulamalarından biri projelerdir. Öğrencinin bir dönem boyunca ürettiği işlerin, taslakların ve kendi değerlendirme notlarının bir arada tutulduğu bu dosya, ürünü değil gelişimi görünür kılar. Ve bizim bu süreçte öğrencinin ne şekilde ilerlediğini şeffaf bir biçimde görmemizi sağlar. Özellikle sanat eğitiminde öğrencinin nereden başlayıp nereye geldiğini önemlidir. Performans görevleri ise bilgiyi gerçek bir bağlamda kullanmayı gerektirir. Bir eseri analiz etmek, bir tasarım problemi çözmek, bir sergi metni yazmak gibi.
Ancak bu araçların geçerli ve güvenilir olabilmesi için ölçütlerin önceden tanımlanması şarttır. Bir de değerlendirmenin zamanlaması var. öğrenme bittikten sonra değil, öğrenme sürerken yapılan ve öğrenciye yön veren değerlendirme önemidir. Çünkü sınav yalnızca öğrenciyi ölçmez; nasıl öğrettiğimizi, neyi önemsediğimizi ve hangi çocuğu görüp hangisini görmediğimizi de ölçer.
Tüm bunların doğru şekilde yapılması siyasi rantlardan arınmış, doğru yönetim ve doğru insanlarla olasıdır.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.