İktisatçının kusurlu terazisi
Alfred Marshall 1890’da iktisatçının ölçüm aracının “kaba ve kusurlu” olduğunu yazmıştı. Ama aynı terazinin iktisadı diğer sosyal bilimlerden daha kesin hale getirdiğini de söylüyordu.
Araç kusurluydu. Ama vazgeçilmezdi.
Kuzey Kıbrıs’ta son dönemde bunun tam tersine giden tuhaf bir argüman yerleşti:
Resmi istatistiklerin kusurları var. Ama kusurlu olmak, işe yaramaz olmak demek değil. Hele bundan ciddi bir ekonomi programı yapılamayacağı sonucu hiç çıkmıyor.
Belirsizlik, ekonomi politikasının önündeki istisnai bir engel değil, ekonomi politikasının normal çalışma koşulu. Hükümetler bütçe hazırlarken gelecek yılın büyümesini bilmez. Merkez bankaları faiz kararı verirken altı ay sonraki enflasyonu bilmez. Konut politikası yapılırken nüfusun, maliyetlerin ve talebin nasıl değişeceği tam olarak bilinmez.
Bütün rakamların kesinleşmesini beklerseniz, karar vermek için çok geç kalırsınız.
Siyaset, bütün bilgiler elde edildikten sonra doğru düğmeye basma işi değildir. Yönetmek, bilgi eksikken karar verme sorumluluğunu üstlenmektir.
Üstelik resmi istatistiğe güvenmemekle hiçbir şey bilmemek aynı şey değil. Bilgi ya vardır ya yoktur diye düşünmek, ekonominin nasıl çalıştığını yanlış anlamaktır. Bir göstergeye güvenmiyorsanız başka bir göstergeye bakarsınız. Sonra ikisini üçüncüsüyle karşılaştırırsınız. Hiçbiri gerçeğin tamamını vermez. Ama birlikte karanlığı azaltırlar.
Somut bir örneğe bakalım.
Aşağıdaki grafik, 101evler.com ilan verilerinden hareketle metrekare fiyatının son birkaç yıldaki seyrini gösteriyor. Girne'de satılık dairelerin ortalama metrekare fiyatı Eylül 2021'de 894 sterlinken bugün 1.867 sterline yükselmiş durumda. Veri kusurludur: gerçekleşmiş satış değil ilan fiyatıdır.

Ama bu kusur yüzünden hiçbir şey bilmiyor muyuz?
Girne'de konutun ciddi biçimde pahalandığını biliyoruz. Üstelik bizde yıllardır "stabil para birimi" diye anılan sterlin cinsinden bile fiyat iki katından fazla artmış durumda.
Rakamın kendisinden daha çarpıcı olan ise artışın nasıl gerçekleştiği. Eylül 2022'de metrekare başına yaklaşık 1.000 sterlin olan fiyat, bir yıl sonra 1.600 sterlini aşmıştı. Toplam artışın üçte ikisi tek bir yılda yaşandı. 2024'ten bu yana ise fiyatlar neredeyse yatay seyrediyor.
Bu, yavaş işleyen yapısal bir sürecin görüntüsü değil. Belli bir dönemde bir şeylerin birden değiştiğinin işareti.
Asıl soru: neden? Kur, inşaat maliyetleri, arz kısıtı, yabancı talep, nüfus artışı ve planlama kararları rol oynamış olabilir. Ama artışın zamanlaması şüphelilerin listesini kısaltıyor.
Bu tablo güçlü bir talep şokuna işaret ediyor. Üstelik bunu düşündüren tek terazi konut fiyatları değil.
Ödemeler dengesi verileri aynı dönemde gayrimenkule yönelik çok güçlü bir dış kaynak girişine işaret ediyor. Konut fiyatları kısa bir dönemde sıçrayıp ardından yataylaşıyor. İstatistik Kurumu'nun rakamlarında da aynı dönemde hizmet maliyetlerindeki hızlı artışın izlerini görüyoruz.
Güvenilmez denilen resmi istatistik de dahil, farklı teraziler aynı yöne işaret ediyor. Hiçbiri tek başına kusursuz değil. Ama birlikte baktığımızda oda artık o kadar karanlık değil.
Talep şokundan kaynaklanan bir fiyat artışını narh koyarak nasıl kontrol edeceksiniz, açıkçası merak ediyorum. Talep yerinde durduğu sürece fiyatı bastırmak sorunu ortadan kaldırmaz, sadece başka bir yere taşır: kuyruğa, kayıt dışına, arzın daha da daralmasına.
Yüzeyin biraz altına bakınca teşhis de ortaya çıkıyor, reçete de. Yeter ki bakmak isteyelim.
Planın ve teşhisin önemi belirsizlik arttıkça azalmaz, artar. Türkiye’den Avrupa’ya, enerji fiyatlarından faizlere kadar dışarıdaki risklerin büyüdüğü bir dönemde, önümüzdeki birkaç yılın nasıl şekilleneceğini kimse kesin olarak bilmiyor. Zaten mesele de bu.
Ekonomi programı geleceği bildiğiniz için değil, bilmediğiniz için gerekir.
Plan, eğitime, sağlığa, altyapıya ne kadar kaynak ayrılacağını; bu kaynağın nereden ve nasıl sağlanacağını önceden düşünmektir. Çünkü neye ne kadar harcanacağı kadar, bunun nasıl finanse edileceği de siyasi bir tercih.
Bunlar düşünülmeden göreve gelindiğinde, ihtiyaç kapıya dayandığında cevap çoğu zaman aynıdır: “Para yok, bakanım.”
Kesinliği beklemek de bir karar. Hiçbir şey yapmamak da bir politika. İktidara gelmeyi planlayıp, iktidara gelince ne yapacağını planlamamak da bir tercih.
Böyle bir ortamda ekonomik plan olmadan seçime gidiyoruz.
Marshall terazisinin mükemmel olduğunu hiç iddia etmedi. Kaba ve kusurlu olduğunu biliyordu. Ama teraziyi elinden bırakmadı.
Terazi kusurlu diye tartmayan, yükün ağırlığını bilmez.
Ağırlığını bilmediği yükü de taşıyamaz.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.