MANİPÜLASYON GÜNLÜĞÜ

Doç. Dr. Bilge AZGIN
bilge.azgin@kibrispostasi.com
Doç. Dr. Bilge AZGIN

Federalizmden sonra: Kıbrıslılık kimliğinin ötesinde bir sol mümkün mü? (6)

Yayın Tarihi: 19/10/26 08:21
okuma süresi: 7 dak.

Kıbrıslılık Kimliği: Solculuğun Ön Şartı mı, Yeni Bir Tarihsel Kimlik Kurgusu mu?

Kıbrıslılık kimliğinin Kıbrıs Sorunu’na bakış açılarımızı nasıl şartlandırıp belli bir şablon yarattığı hususunu deşmeye devam edelim. Tufan Hocamız yazmış olduğu kitapta Kıbrıslılık kimliği noktasında şunları söylemişti:

“Yer yer naifleşse de, her durumda solun değerlerinden hareketle son derece meşru kabul edilebilecek ihtiyaçlardan doğan bu kimlik arayışı, hedefleri açısından kuşkusuz hümanist, enternasyonalist ve Fransız Devrimi’nin dayanışmacı yanına vurgu yapmak adına kardeşlikçi bir girişimdir.”

Kıbrıslılık kimliği neden ille de solculuğun ve bu ideallere varmanın ön şartlarından olsun ki? Solculuğun evrensel değerleri ve olmazsa olmazları bellidir: Toplumsal ve sosyoekonomik adalet, insan hakları, özgürlükçü demokrasi, kardeşlik ve çoğulculuk.

Peki, neden Kıbrıslılık kimliği ille de solculuğun, enternasyonalistliğin ve hele hele Fransız Devrimi’nin dayanışmacı yanına vurgu yapmak adına kardeşlikçi bir girişim olsun ki?

Kıbrıslı Türklerin Tarihsel Mücadelesi ve Kıbrıslılık Üzerinden Kurgulanan Solun Görmezden Geldiği Hafıza

Vurgulamak gerekir ki Kıbrıslı Türklerin tarihinde “Türklük” olgusu, Türkiye Kemalist Tek Parti döneminden çok farklı olarak, Kormacit’teki Maronitleri Türkleştirmek için kullanılmamış; aksine, Rum milliyetçiliğinin baskılarına karşı var olmak ve onlara karşı eşit olmak için kullanılmıştır. Bu, elbette Kıbrıs’ta gelişen Türkçülük akımının demokratik sorunsalları olmadığı anlamına gelmez. Kıbrıs’taki millî mücadele akımı, demokrasi nosyonu açısından son derece fakir ve yer yer nefret soluyan bir geleneğe de sahiptir.

Burada altını çizmek istediğim husus, Sayın Erhürman da Sayın Akıncı da “Kıbrıslı Türkler adada azınlık değil, eşit kurucu ortaktırlar” derken ister istemez pek fazla dile getirmek istemedikleri millî mücadeleden veya “Türklükten” bahsetmektedirler. Ancak Sayın Erhürman’ın ve Akıncı’nın geldiği siyasi gelenekler, aynı zamanda Kıbrıslı Türklerin 1958-1960 ve 1963-1974 yılları arasında verdiği siyasal eşitlik mücadelesini (TMT dâhil), Türk milliyetçisi yapısından dolayı tam olarak sahiplenip içselleştirmezler. Gelgelelim Kıbrıslı Türklerin “azınlık olmaması” veya “adanın iki eşit kurucu unsurunun olması” şiarını hayal etme konusunda oldukça hevesli ve coşkuludurlar.

Fransız Devrimi’nin Kardeşlik İdeali ve Kıbrıslı Türklerin Millî Mücadele Gerçeği

Tarihsel olarak olaylara baktığımızda TMT’nin 1958-1960 yılları arasında verdiği silahlı mücadele, Kıbrıslı Türklerin bu adada “eşit ortak” statüsü kazanmasında çok ciddi katkılarda bulunmuştur. Bu, ister beğenin ister beğenmeyin, tarihsel bir olgudur. Ancak sol siyasi gelenek, bu tarihsel olguyu bilse de bu gerçeği veya bu hafızayı dillendirmekte çekingen davranır. Tufan Erhürman, Neşe Yaşın’dan alıntı yaptığı Kıbrıslılık kimliği noktasında seçici ve zorlama bir tarih okuması da yapmaktadır. Fransız Devrimi’nin dayanışmacı yanı veya kardeşlikçi yanı, Fransız vatandaşlığına dayalı Fransız milliyetçiliğinden ayrı düşünülemez.

Fransız Devrimi zaten Avrupa’da milliyetçiliğin doğuşudur. Ancak Erhürman’ın sol gelenek adına yaptığı intellektüel seçicilik ve tek taraflı bakış açısında, Rum milliyetçilerine karşı “eşitlik” adına “kardeşlik” içinde savaşmış mücahitlere hiç atıf yokken, 1974 yılından sonra ortaya atılan Kıbrıslılık kimliğine veya Kıbrıslılık milliyetçiliğine zoraki bir biçimde “Fransız Devrimi’nin dayanışmacı yanına vurgu yapmak adına kardeşlikçi” gömleği giydirilmek istenmektedir.

Rum milliyetçilerinin bu adada Kıbrıslı Türkleri ikinci sınıf vatandaş yapmak veya azınlık hâline getirmek adına savaşıp mücadele ettikleri bir dönemde, siyasi eşitlik için mücadele eden Kıbrıslı Türklerin Fransız Devrimi’nin milliyetçi çerçevede tezahür bulan “özgürlük”, “kardeşlik” ve “eşitlik” ilkeleriyle hiç mi yakından uzaktan alakaları yoktu mesela?

Sanırım Kıbrıslı Türk solunun kafasının hâlâ daha bu kadar karışık olmasının sebeplerinden biri tam da burasıdır! Bize solculuk olarak sunulmak istenen şey, Kıbrıslı Türklerin bu adada Rum milliyetçilerine karşı verdiği “eşitlik” mücadelesinin ve “kardeşlik” dayanışmasının es geçilmesi veya unutturulmasıdır. Dahası, tarihte daha önce görülmemiş bir Kıbrıslılık kimliği üzerinden ileride gelişmesi ümit edilen Rum ve Türk dayanışması ideali de Avrupa’da milliyetçiliğin doğuşu olarak bilinen Fransız Devrimi’nin dayanışmacı yanı olarak bize takdim edilmektedir.

Buradaki kavramsal sorun ve kargaşa şu! Fransız Devrimi milliyetçiliğin Avrupa’ya yayılmasını sağlayan milat değil midir? Evet öyledir! Peki ileride gelişmesi ümit edilen Rum ve Türk dayanışması ideali ulus ötesi bir dünyaya ait değil midir? Evet öyledir! Eğer böyleyse Fransız devriminin milliyetçilik üzerinden gelişen dayanışmacı ruhu nasıl milliyetçilik ötesi Rum ve Türk dayanışmasına yol gösterebilir ki? 

Biz de bu tarihsel gerçekliği olmayan ve kavram kargaşasıyla dolu bir kimlik kurgusunu “solculuk” diye kabul edeceğiz, öyle mi?

Fransız Devrimi’nin elbette ilerici ve enternasyonalist bir yanı vardı; ancak aynı zamanda koyu milliyetçi bir yanı olduğunu komşu ülkelerle yaptıkları savaşlardan anlıyoruz. Bu savaşlara Fransız ulusunun eşit parçası olan Fransız vatandaşlarının koşarak gittiklerini ve Fransız ulusu için kan döktüklerini de biliyoruz. Aynen bizim Rum milliyetçilerine karşı var olma kavgası veren ve siyasi eşitlik için savaşan Kıbrıs Türk milliyetçileri gibi…

Fransız Devrimi’ne bu kadar meraklı olan insanlar, kendi toplumlarının 1958 ve 1974 yılları arasında verdikleri “eşitlik” ve “özgürlük” mücadelesine neden bu kadar Fransız kalıyorlar acaba?

Bunun elbette birçok farklı sebebi vardır….Bir sonraki yazı dizisinde bu hususu irdelemeye devam edeceğiz.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Alexy Flemming19/10/26 10:23
Tespitler MÜKEMMEL ÖTESİ; Rahmetli Nazım BERATLI'nın maskelerini düşürdüğü SAHTE SOLCULARIN adeta donlarını soymuş! Teşekkürler BİLGE. Hoşuma giden kısımları aşağıda belirttim: Kıbrıslı Türklerin tarihinde TÜRKLÜK olgusu, Kormacit’teki Maronitleri Türkleştirmek için kullanılmamış; aksine, Rum milliyetçiliğinin baskılarına karşı VAR OLMAK ve onlara karşı EŞİT OLMAK için kullanılmıştır. Bize solculuk olarak sunulmak istenen şey, KIBRISLI TÜRKLERİN bu adada Rum milliyetçilerine karşı verdiği EŞİTLİK mücadelesinin ve KARDEŞLİK dayanışmasının ES GEÇİLMESİ VEYA UNUTTURULMASIDIR. Dahası, TARİHTE DAHA ÖNCE GÖRÜLMEMİŞ bir Kıbrıslılık kimliği üzerinden İLERİDE GELİŞMESİ ÜMİT EDİLEN Rum ve Türk dayanışması ideali de Avrupa’da milliyetçiliğin doğuşu olarak bilinen Fransız Devrimi’nin dayanışmacı yanı olarak bize takdim edilmektedir. Fransız Devrimi, milliyetçiliğin Avrupa’ya yayılmasını sağlayan milattır! İLERİDE GELİŞMESİ ÜMİT EDİLEN Rum ve Türk dayanışması ideali, ULUS ÖTESİ bir dünyaya aittir. Fransız devriminin MİLLİYETÇİLİK üzerinden gelişen dayanışmacı ruhu, MİLLİYETÇİLİK ÖTESİ Rum ve Türk dayanışmasına yol gösteremez! TARİHSEL GERÇEKLİĞİ OLMAYAN ve KAVRAM KARGAŞASIYLA DOLU bir kimlik kurgusu, SOLCULUK değildir! Fransız Devrimi’nin ilerici, ve enternasyonalist bir yanı vardı; ancak aynı zamanda KOYU MİLLİYETÇİ bir yanı olduğunu komşu ülkelerle yaptıkları savaşlardan anlıyoruz. Bu savaşlara Fransız ulusunun EŞİT parçası olan Fransız vatandaşlarının koşarak gittiklerini ve Fransız ulusu için kan döktüklerini de biliyoruz. Aynen bizim Rum milliyetçilerine karşı VAR OLMA KAVGASI veren ve SİYASİ EŞİTLİK için savaşan Kıbrıs Türk milliyetçileri gibi... Fransız Devrimi’ne bu kadar meraklı olan insanlar, kendi toplumlarının 1958 ve 1974 yılları arasında verdikleri EŞİTLİK ve ÖZGÜRLÜK mücadelesine Fransız kalıyorlar!