LÛLÛ'NUN UÇUŞU

Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR
chaglarm@yahoo.co.uk
Prof. Dr. Mehmet ÇAĞLAR

Belirsizlik içinde yön arayan toplumların geleceği

Yayın Tarihi: 16/04/26 08:00
okuma süresi: 4 dak.

GELECEK: Henüz Yazılmamış Olan

Gelecek, henüz gelmemiş bir zaman değil; bugünün içinde şekillenmeye başlayan bir ihtimaldir.

Gelecek çoğu zaman uzak bir nokta gibi düşünülür. Henüz yaşanmamış, henüz belirlenmemiş, henüz dokunulmamış bir alan… Oysa gelecek, bekleyen bir şey değildir. O, her an kurulan, her kararla biçimlenen ve her tercihle yön değiştiren bir süreçtir.

Bu nedenle gelecek, zamanın ilerleyen bir parçası değil; bugünün derinleşmiş hâlidir.

Bir toplum geleceğini konuşurken aslında şunu tartışır:
Bugün nasıl yaşıyoruz ve bunu yarına nasıl taşıyoruz?

Geçmiş–Bugün–Gelecek Hattı

Hafızasını kaybeden toplum, geleceğini tahmin edemez; sadece tekrar eder.

Gelecek, geçmişten kopuk değildir. Aksine, geçmişle kurulan ilişkinin doğal bir devamıdır. Eğer bir toplum geçmişiyle sağlıklı bir bağ kuramıyorsa, geleceği planlaması da zorlaşır.

Çünkü hatırlanmayan deneyimler, öğrenilmemiş dersler ve yüzleşilmemiş gerçekler… geleceğin içinde yeniden ortaya çıkar.

Bu yüzden gelecek, yalnızca ileriye bakmak değildir; geriye doğru anlam kurabilmektir.

Özgürlük ve Kimliğin Yönü

Özgürlük alan açar, kimlik anlam verir; gelecek ise yön belirler.

Sonuç üçlüsünün tamamlayıcı halkası olarak gelecek, özgürlük ve kimlik arasında kurulan dengenin yönünü tayin eder.

  • Özgürlük varsa hareket mümkündür.
  • Kimlik varsa anlam vardır.
  • Ama gelecek yoksa… yön kaybolur.

Bir toplum özgür olabilir, kimliğini koruyabilir; ancak geleceğe dair bir ortak tahayyül geliştiremiyorsa, bu durum zamanla parçalanmaya yol açar.

Çünkü insanlar yalnızca bugünü paylaşarak değil; yarına dair bir inancı paylaşarak birlikte kalır.

 

Belirsizlik ve İnşa

Gelecek bilinmez; ama bilinmezlik, inşa edilemeyeceği anlamına gelmez.

Modern dünyanın en belirgin özelliği, belirsizliğin artmasıdır. Teknolojik dönüşümler, küresel krizler, hızlı değişimler… Tüm bunlar geleceği daha öngörülemez hâle getiriyor.

Ancak bu durum, geleceğin kurulamayacağı anlamına gelmez. Tam tersine, daha bilinçli, daha esnek ve daha dayanıklı yapılar kurma ihtiyacını artırır.

Bu noktada mesele, geleceği tahmin etmek değil; ona hazırlanabilmektir.

Felsefi Bir Ufuk

Gelecek, yalnızca ne olacağımız değil; ne olmak istediğimizle ilgilidir.

Felsefi açıdan gelecek, bir yönelimdir. İnsan ve toplum, yalnızca koşulların belirlediği bir akış içinde değil; kendi tercihleri doğrultusunda şekillenen bir varoluş içindedir.

Bu nedenle gelecek, edilgen bir bekleyiş değil; etkin bir inşa sürecidir.

Ve bu inşa süreci, değerlerle, tercihlerle ve ortak hedeflerle anlam kazanır.

EŞİK

Gelecek, bir toplumun en uzak noktası değil; en derin sorusudur. Çünkü gelecek, yalnızca nereye gideceğimizi değil; nasıl bir toplum olacağımızı belirler.

Bu yüzden mesele, geleceği görmek değil; onu birlikte kurabilmektir.

Ve belki de tarih bir gün şunu yazacaktır:
Geleceğini ortak bir hayal hâline getiremeyen toplumlar, aynı geçmişte kalmaya mahkûm oldu.


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Kıbrıs Postası’nın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Gözden Kaçmadı
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.