YÜKÜ TAŞIMAYAN TOPLUMLARIN SESSİZ DAĞILIŞI
SORUMLULUK: Yükün Anlamı
Sorumluluk paylaşılmadığında, yük büyür; yük büyüdüğünde toplum küçülür.
Bir toplumun gücü, sahip olduğu imkânlarda değil; o imkânların nasıl paylaşıldığında gizlidir. Ve bu paylaşımın en görünmeyen ama en belirleyici unsuru sorumluluktur. Çünkü sorumluluk, yalnızca yapılması gerekenleri bilmek değil; o gerekliliği üstlenme iradesidir.
Bugün birçok toplumda en derin sorunlardan biri, sorumluluğun sürekli yer değiştirmesidir. Herkes bir şeylerin eksik olduğunu hisseder, ama kimse o eksikliğin kendisiyle olan bağını kurmak istemez. Ve işte tam bu noktada, sorumluluk bir yük olmaktan çıkar, kaçınılan bir ağırlığa dönüşür.
Sorumluluğun Dağılımı
Sorumluluk dağıtılmazsa, suç yayılır.
Sorumluluk, birey ile toplum arasında kurulan en hassas dengelerden biridir. Eğer bu denge bozulursa, insanlar ya her şeyi başkalarından beklemeye başlar ya da hiçbir şeyin kendileriyle ilgili olmadığını düşünür.
Bu durumun en tehlikeli sonucu ise şudur:
Hatalar kişisel olmaktan çıkar, kolektif hâle gelir.
Ama sorumluluk kolektifleşmez.
Ve böylece, herkesin payı olduğu sorunlar, kimsenin sahiplenmediği bir boşluğa dönüşür.
Güven ve Vicdanın Kesişimi
Sorumluluk yoksa güven kurulmaz; vicdan ise yön bulamaz.
Bağlayıcı üçlünün son halkası olarak sorumluluk, güven ve vicdanı birbirine bağlayan köprüdür.
- Güven, sorumlulukla beslenir.
- Vicdan, sorumlulukla yön bulur.
İnsan, sorumluluk aldıkça güvenilir hâle gelir.
Toplum, sorumluluk paylaştıkça bütünleşir.
Aksi durumda, güven zayıflar ve vicdan yalnızlaşır.
Bireyden Topluma
Sorumluluktan kaçan birey, özgür olduğunu sanır; oysa yalnızlaşır.
Modern toplumun en büyük yanılgılarından biri, sorumluluk ile özgürlüğü birbirine karşıt kavramlar olarak görmesidir. Oysa gerçek özgürlük, sorumluluğun içinden doğar.
Sorumluluk almayan birey, kısa vadede daha rahat hissedebilir. Ancak uzun vadede, bu durum onu hem toplumdan hem de kendisinden uzaklaştırır. Çünkü insan, ancak bir şeye karşı sorumluluk duyduğunda, o şeyle gerçek bir bağ kurar.
Felsefi Bir Derinlik
Sorumluluk, özgürlüğün bedeli değil; anlamının kendisidir.
Felsefi açıdan bakıldığında sorumluluk, insanın varoluşunun merkezinde yer alır. İnsan, seçim yapabilen bir varlıktır; ancak bu seçimler, sonuçlarıyla birlikte anlam kazanır.
Bu nedenle sorumluluk, bir zorunluluk değil; bir varoluş biçimidir. İnsan sorumluluk aldıkça kendini kurar, geliştikçe topluma katkı sunar.
EŞİK
Sorumluluk, bir toplumun görünmeyen omuzlarıdır. Taşınmadığında yük büyür, büyüdüğünde ise herkesin altında kalacağı bir ağırlığa dönüşür.
Bu yüzden mesele, kimin ne yapması gerektiğini bilmek değil; kimin neyi üstlenmeye hazır olduğunu görmektir.
Ve belki de tarih bir gün şunu yazacaktır:
Sorumluluktan kaçan toplumlar, hatalarından değil; sahiplenmedikleri gelecekten çöktü.
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.